



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
21. 08. 2003 |
BM, asker gönderebilirsiniz demedi
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Irak ile ilgili
olarak 14 Ağustos 2003 günü aldığı 1500 sayılı karar, özellikle
medyada "Irak'a asker yollanmalı" diyen savaş lobisi tarafından
BM'nin dahi asker yollama işlemine artık yeşil ışık yaktığı anlamına
geldiği biçiminde yorumlandı. Bu bütünüyle gerçek dışı ve yanlış
bir değerlendirmedir. Savaş lobisi BM kararının, Cumhurbaşkanı
başta olmak üzere asker yollama kararının alınması için uluslararası
meşruiyet gerektiğini vurgulayan cenahların kaygılarını karşılamakta
yeterli olduğunu özellikle dile getirdi. 1500 sayılı karar ve
kararın en can alıcı yeri olan birinci madde şöyle diyor: "Güvenlik
Konseyi, geniş temsilli Irak Yönetici Konseyi'nin 13 Temmuz'da
kurulmasını, Irak'ın egemenliğini uygulayacak, Irak halkı tarafından
oluşturulacak, uluslararası alanda tanınan ve temsil kaabiliyetini
haiz bir Irak hükümetinin oluşturulması yolunda atılmış önemli
bir adım olarak memnuniyetle karşılar". Burada bilmemiz gereken
dört önemli husus var:
* İlkin, Güvenlik Konseyi hiçbir surette istilacı devletlerin
tayin ettiği Irak Yönetici Konseyi'ni Irak'ın temsilcisi addetmemekte,
onu salt bir adım olarak görmektedir.
** İkincisi, toplantı tutanaklarında, oylama sonrası söz alan
devletlerin ve özellikle Almanya, Çin, Fransa, Rusya ve çekimser
kalan Suriye'nin Irak'ın sadece Iraklılar tarafından idare edilebileceği
ve seçimlerden önce sorumluluğun BM'de olması gerektiğinin altını
defaatle çizdikleri görülüyor.
*** Üçüncüsü, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere kaleme
aldıkları ilk karar tasarısında "memnuniyetle karşılar" fiilinin
yerine "onaylar" fiilini önermiş ve diğer üyelerden koridorlarda
edindikleri menfi intiba sonucunda bunu "memnuniyetle karşılar"
olarak değiştirmişlerdir.
**** Son ve bununla bağlantılı olararak diplomatik dilde "welcomes"
yani "memnuniyetle karşılar" fiili, hele sıfatlarla güçlendirilmemiş
ise varılan mutabakatın asgarî derecelerinden birisini ifade eder.
Sonuç olarak uluslararası camia için 1500 sayılı Güvenlik Konseyi
kararının vurgusu Irak'ta atama değil seçim sonucu
ortaya çıkacak bir meşruiyet ve BM'nin bu süreçteki rolü
üzerinedir. Nitekim aynı kararla kurulan UNAMI yani BM
Irak'a Destek Misyonu'nun görev tarifi son derece siyasî ve seçimlerin
hazırlanmasına yöneliktir.

Bütün bunlara rağmen 1500 sayılı karar Türkiye'de, sağır işine
geleni duyarmış misali, istila gücüne takviye göndermek için yeterli
bulunabilir. Ancak, bunu yaparken uluslararası camianın ve özellikle
Almanya, Fransa, Çin, Rusya ve komşu Suriye'nin karardan böyle
bir yorum çıkarmadıklarını bilmek gerekiyor. Bilmemiz gereken
bir diğer olgu bugün ABD'nin sorununun, Irak'ın enkazını BM'ye
ne zaman devredeceği ve devrettiğinde etkisinin ne kadar olacağıdır,
yoksa enkazı devredip devretmemek değil.

Türkiye'nin zaafları cahillik, korku ve aşağılık kompleksi
İşgal kuvvetleriyle işbirliği yapanların birer ikişer öldürüldüğü,
müteahhitlerimizin ağzını sulandıran meşhur inşaat projelerinin
yakınından dahi geçilemeyen, direnişçilerin sabote ettiği altyapıların
dahi onarılamadığı bir ortamda, mağlup ettiğini sandığı Irak ordusunun
gerillaya dönüştüğünü kavramaktan aciz, kurtardığını farzettiği
halktan hiçbir destek görmeyen ve onu tamamen karşısında bulan,
her gün öldürülen askerinin sayısını gizlemek zorunda olan ABD'nin
suçuna ortak olmak istemek ve üstelik bunu en bariz şark kurnazlığıyla
Irak'ın kuzeyi hesabı yaparak düşünmek en az ABD'ninki kadar derin
bir sağduyu ve bilgi eksikliğiyle açıklanabilir. ABD'nin zaafları
süpergüç olmanın getirdiği körlük ve kibre dayanıyor, Türkiye'ninkiler
ise bilgi eksikliği, aşağılık kompleksi ve korkulara.

Bugün Irak'ta ABD'nin propagandasını yaptığı "barışı koruma" misyonu
diye bir olgu yok aksine işgale direniş ve gerilla savaşı var.
1940'lardan bu yana faaliyette olan, müstemlekecilere karşı direnmiş
ve kazanmış, İttihat Terakki geleneğinden feyz almış, pozitivist
bir dünya görüşünü savunan ve Saddam Hüseyin diktatörlüğüne rağmen
ayakta kalmış Baas Partisi'ni yasaklamak Türkiye'yi işgal edip
Halk Partisi'ni yasaklamak kadar ahmakça bir davranıştır. Buna,
her çeşit yabancı mevcudiyetine alerjik olan Şii çoğunluğu eklemek
gerekiyor. Türk veya herhangi başka bir ülke askerinin böyle bir
ortamda yapabilecekleri sınırlıdır. Nitekim bugün ABD'nin uluslararası
gönüllü koalisyon adını verdiği El Salvador ve Nikaragua gibi
ülkelerden müteşekkil güce mensup askerlerin tek etkinliği kendilerini
korumaktan ibarettir. Dolayısıyla Türkiye'deki savaş lobisinin
gönderilmesini istediği askerin Irak'ta ne işe yarayacağı konusu
açık değildir. Türk askeri orada, örneğin, korkudan önüne gelene
ateş açan ABD askerinden Iraklılar'ı mı koruyacak yoksa aksine
Iraklı direnişçinin gazabından ABD askerini mi? Kimi yetkililerin
temenni ettiği ve Hersek'te daha önce yapıldığı gibi bayındırlık,
imar işleri ve sağlık hizmetlerine odaklanmış bir görevi mi olacak?
Öyle olacaksa neden ille müselleh birlik yollamakta ısrar edilir?
Kaldı ki Türk askerinin ifa edeceği söylenen insanî vazife sürekli
altyapıyı tahrip eden direnişçilerce acaba ne derece hoş karşılanacaktır?

Müdahalecilik hülyası
Kuzey Irak'a müdahale hülyasına gelince, Irak batağına her geçen
gün daha fazla saplanan biçare ABD'nin, günün birinde herkes evine
döndükten sonra, koyu şüpheci Batılı müttefiklerine ve uluslararası
camiaya övünerek gösterebileceği tek "başarı" Irak Kürtlerinin
kazanımlarıdır. ABD bunu hiçbir surette Türkiye'nin korkularına
feda etmez. Günün birinde Türk askeri ABD veya başka bir şemsiye
altında Irak'a kabul edilse dahi bu asker katiyen Irak'ın kuzeyinde
görev yapamayacak ancak Bağdad ve Basra bölgelerinde, hasmane
bir ortamda aynı bugün ABD askerleri gibi telef olma riskini taşıyacaktır.
Sonuçta asker yollamaktaki amaç kuzey Irak ise bunun mümkün olmadığını,
ABD'ye yaranmak ise buna ihtiyaç olmadığını görmek lazım. Kaldı
ki bugün gerçekçi bir Irak politikası, oraya asker yollamaktan
değil tüm bölgeye yönelik kalıcı çözümler bulmaktan geçiyor.

Bugün bulunduğumuz yerde kâh "ABD ile ilişkilerimizi iyileştirmek"
tabir edilen anlaşılmaz bir politika adına kâh askerle iyi geçinmek
uğruna, hükümetin önünde tehlikeli bir tuzak durmakta. Savaş lobisi,
Irak'a asker yollama konusunda varolduğu farzedilen ulusal mutabakata
ilaveten 1500 sayılı BM kararının yorumunda yapıldığı gibi uluslararası
mutabakata da varılmış görüntüsünü teşvik ediyor, bir yandan da
kamuoyunun milliyetçi ve fetihçi güdüleri "vatan toprağını korumak"
masallarıyla kaşınıyor. Bu "kutsal mutabakat"a karşılık asker
yollama kararının AKP ağırlıklı Meclis'ten çıkmayacağı ihtimali
üzerinden iktidar hedef gösteriliyor ("top artık AKP'de"). Tezkere
kararı çıkmazsa AKP iktidarının suçlanacağı, AB uyumu ve yolsuzlukla
mücadele gibi hayatî şantiyeleri içeren icraatın zarar göreceği
bir durum ile tezkere çıkar da asker gönderilirse, askerin başına
gelebilecekler sonucunda ortaya çıkacak feci duruma yol açacak
bir tuzak bu.

İktidarın bu tuzağı bertaraf etmesi hiç fikri sorulmayan ancak
1 Mart kararına sevincini açıkça belirtmiş olan topluma sırtını
vermesiyle ve dış politika rotasını, gözü dönmüş savaş lobisinin
"yurtta sulh cihanda barış" düsturundan dahi feyz alamadığı Mustafa
Kemal'in felsefesini bugün temsil eden AB'den yana çevirmesiyle
mümkündür.



Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|