



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
20. 12. 2002 |
AB'nin
yeni Türkiye politikası 
AB'li
liderlerin, Türkiye ile ilgili kararı yorumlarken kullanmaya çabaladıkları
müspet sözcüklere eşlik eden kararmış yüz ifadelerini gördünüz
mü? Avrupa basını Kopenhag kararını sözbirliği etmişçesine ve
Avrupa'ya bakışına göre kâh sevinerek kâh endişeli bir dille ama
hep menfî olarak yorumladı. Burada ise karar, marazî bir polyannacılık
ve tevekküle ilaveten alaturka bir "halkın moralini bozmama" kaygısıyla
sıcak bir kabul gördü. Kopenhag kararı 1993'den bu yana genişleme
babında alınmış kararların en vizyonsuzu, Türkiye hakkında alınan
kararların en talihsizi ve genişleme pratikleri açısından da en
tutarsızıdır. Ama kararın böyle olmasının mantığı da yok değildir.

Karar vizyonsuzdur zira AB, Giscard'ların dile getirdiği zihinsel
sınırları aşamamaktadır. Karar talihsizdir zira eğer 2004 konusunda
ciddî olunsaydı 2004'ü hazırlayacak teknik, malî ve siyasî destek
konusunda 20. paragrafta belirtilen fasa fiso yerine hükûmete
ve topluma gerçekten destek olacak güçlü bir paket önerilirdi.
AB gayet açık bir dille AKP hükûmetinden, AB ile bütünleşmeyi
temenni eden tüm toplum katmanlarından ve genel olarak Türkiye'nin
değişim sürecinden maddî ve manevî desteğini esirgemiş bulunuyor.
3 Ağustos kararlarının arkasındaki rüzgarı tam kesmese bile hafifletmiş
bulunuyor. Aralık 2004'e uzanan zaman zarfında toplum elle tutulur,
gözle görülür, somut bir AB gerçeğinden ekonomik, toplumsal ve
politik anlamda mahrum olacak ve iş giderek tavsama tehlikesiyle
karşı karşıya kalacaktır. Bu tehlikeyi gören ve bunu bertaraf
etmeyi amaçlayan hiçbir ifade sonuç bildirgesinde bulunmuyor.
Ve karar tutarsızdır zira birkaç gün sonra gireceğimiz 2003 yılında
Türkiye'nin siyasî uyumda adım atamayacağına, Komisyon'un her
yıl yazdığı ve 2003'de de yazacağı İlerleme Raporunu hiçe sayarak,
kesin gözüyle bakmaktadır. 2003'de müzakerelerin başlamasının
imkansızlığını "genişlemenin hazmı"na bağlayan tesellinin ise
hiçbir teknik dayanağı mevcut değildir.

1999'dan bu yana söylendiği gibi "Siyasî Kriteri yerine getirin
bakarız" lafına 2004 eklendiği için bunu yenilik olarak algılamak,
bu karar bile olmayan kararı iyiymiş gibi göstermek, Kopenhag'dan
ders çıkaramama, Türkiye'nin müstakbel AB ilişkilerinde neyi nasıl
pazarlık edeceğini bilememe ve yanlış yapmasını bugünden hazırlama
anlamına geliyor. Zira burada artık temel bir sorun var: AB, Türkiye'nin
üyeliği konusunda, Helsinki'de aldığı cesur kararın arkasında
bin bir nedenden ötürü duramadığı gibi giderek gerisine düşmektedir.
Kopenhag'da Türkiye'yi AB'ye perçinleyecek olan müzakerelere başlama
kararının alınamaması, AB'nin Türkiye'nin tam üyeliği perspektifinden
kurtulma yolunda attığı bir geri adımdır. Zira iki yıllık sürenin
sonunda beklenilen, ucu açık ev ödevi listesini hiçbir ahval ve
şeraitte kusursuz olarak yerine getiremeyecek olan ve toplumun
AB üyeliğini neredeyse unutmuş olacağı Türkiye ile "özel statü"de
anlaşmaktır. Bu sürecin kilometre taşları ve emareleri giderek
daha gözle görülür hale geliyor.

Hep farklı aday Türkiye
Türkiye 13 aday arasında müzakere sürecine dahil olmadan ve neredeyse
tamamen kendi imkânlarıyla üyelik hazırlıklarını sürdüren tek
ülkedir. Aday ülkelerin hazırlığı açısından müzakere sürecine
dahil olmak, geri dönüşsüz bir AB perspektifine sahip olmak ve
dolayısıyla AB kurumlarının teknik ve malî alanlarda tam desteğini
almak demektir. Zaman ve mekan sınırlamaları göz önünde bulundurulduğunda
ne örokratlar, ne üye ülkeler bürokratları ne de hazırlıktan sorumlu
diğer AB kurumları müzakere etmeyen ülkeye vakit ve nakit ayırır.
Ayırsa dahi o ülkenin ve bu durumda Türkiye'nin, hiçbir önceliği
yoktur. Bu zamana kadar Kopenhag Siyasî Kriteri'ndeki tıkanıklıktan
ötürü müzakerelere başlamamış olan Türkiye hazırlıklarını böylesine
elverişsiz bir ortamda yapmaya çalışıyor ve dolayısıyla da yapamıyor.

Ancak Siyasî Kriter'deki zaaflara rağmen tüm Müktesebat konularında
hazırlık sürecinin sürmesi gerekiyor. Çünkü bir ülke sadece siyasî
reformlarla uğraşamaz, ayrıca eğer sonunda üyelik gerçekleşecekse
tarımdan ulaştırmaya, balıkçılıktan telekomünikasyona kadar yapılacak
düzenlemelerin şimdiden AB mevzuatıyla uyumlu olması gerekiyor.
Bu çerçeve göz önünde tutulduğunda AB kurumları ve ülkelerinin
Türkiye'nin genel hazırlığı konusunda ne kadar gönülsüz oldukları
görülecektir. Yüz bin sayfaya yaklaşan Müktesebat'ın çevirisi,
çevirilen mevzuatın ulusal mevzuata yeni yasa ve yönetmelikler
vasıtasıyla uyarlanması, uyarlanan mevzuat için gereken kurumların
kurulması, işe yaramayanların lağvedilmesi, bu kurumlarda ve genel
olarak mevzuat uygulamasını gerçekleştirecek görevlilerin eğitimi
ve mevzuatı kullanacak olan toplum kesimlerinin bilgilendirilmesini
kapsayan bu muazzam şantiyenin altından hiçbir ülke bürokrasisi,
AB kurumlarının desteği olmadan kalkamaz. Ancak bu işlere başlamak
için dahi Türkiye'ye verilen teknik ve malî destek diğer adayların
müzakerelere başlamadan aldığına hiçbir surette eşdeğerde değildi.

Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin yararlandığı karşılıksız
malî kaynak (PHARE, ISPA, SAPARD) kapsamında değildir. Sadece
bu ülkelere mahsus olduğu söylenen bu kaynakların dışında tutulmasına
ve hazırlık için muazzam ihtiyaçları olmasına rağmen Türkiye'ye
herhangi bir ad hoc destek verilmedi. Teknik destek konusunda,
örneğin üye ülke ile aday ülke memurlarını mevzuat uyumu amacıyla
bir arada çalışmasını sağlayan yüzlerce "eşleştirme" (twinning)
programından sadece on ikisinin bu yıl Türkiye ile başlatılması
öngörüldü ancak bunlar hayata geçirilemedi. Komisyon'un Ankara'daki
temsilciliği ancak 2002 başından itibaren yeterli insan kaynağına
sahip oldu. Toplam yüzölçümü 1.087.000 km² olan diğer adaylara
aynı hizmeti 12 temsilcilik verirken, Türkiye temsilciliği tek
başına Ankara'dan 780.000 km²'ye yetişmeye çalışıyor. Ne İstanbul
ne de başka önemli kentte şubeleri var. Müktesebat uyumu için
kurulan sekiz alt komitenin imkansızlık ve hedefsizlikten dolayı
pek bir iş yapamadıkları malum. Bu kör topal yürüyen hazırlık
çalışmaları sonucunda bırakalım mevzuat uyumunu, 100.000 sayfalık
Müktesebatın bugüne dek ancak 5000 sayfası tercüme edilebildi.

Brüksel çıkışlı bazı resmî belgelerde dahi, Türkiye'nin adaylığından
söz edilmezken, Helsinki'den itibaren Türkiye'nin Birlik programlarına
dahil olup olamayacağı konusunda bir karmaşa hüküm sürdü. Diğer
taraftan örokrasi Komisyon'un "Genişleme için İletişim" girişimine
Türkiye'nin dahil olmasını uzun süre engelledi. AB konusunda burada
ve orada yapılması gereken bilgilendirmenin önemi ve aciliyetine
rağmen bu bütçe ancak bu yıl başında çalışmaya başladı. Komisyon'un
yaşamsal önem taşıyan iletişim stratejisi, yavan bir süreli yayın
çıkarmak ve temsiliyeti olmayan belli kişi ve siyasî gruplarla
sınırlı bir diyalog kurmaktan öteye gidemedi. Diğer taraftan,
Avrupa'nın siyasî sorumluları Türkiye'yi çok nadiren, o da bazı
yangınları söndürmek için ziyaret ettiler. Helsinki Zirvesi'nden
beri yalnızca Almanya, Hollanda, İsveç ve Yunanistan, Türkiye
ile AB ağırlıklı ortak çalışma yaptılar.

3 Ağustos'tan 13 Aralık'a
Gelelim bugünlere. AB yetkilileri ne derse desin geçen yazdan
bu yana ve özellikle 3 Ağustos sonrasında Türkiye'ye özel yeni
bir genişleme uygulaması başlamıştır. Bu uygulamada "ille de tarih"
isteyen Türkiye'nin katkısı, AB'nin işini kolaylaştırdığından,
elbette var. AB Kopenhag Siyasî Kriteri'nde yeterince güçlü bir
irade beyanında bulunmuş ülkelerle müzakere süreci başlatırken,
devrim niteliğindeki 3 Ağustos yasalarını bilerek ya da bilmeyerek
görmezden geldi, bunları herhangi bir siyasî reform gibi algılamakla
yetindi. Bu tavırda Komisyon yetkililerinin birikimsizliği kadar
Türkiye'ye duyulan uzak ilgi de rol oynadı. Ama AB, 3 Ağustos
kararlarından bir anlamda rahatsız oldu ve hızla tüm yetkililerinin
ağzından Siyasî Kriterde yetersizlik ve uygulamada eksiklik temasını
işlemeye koyuldu. Halbuki Kopenhag Siyasî Kriteri'nin Kopenhag
Ekonomik Kriteri gibi kesin tarif edilmiş ve imzalanması istenen
birkaç uluslararası anlaşma ve genel insan hakları standartları
dışında kontrole tabi tutulabilecek müktesebatı ve kıstasları
mevcut değil. Bu kriterin ucu, tıpkı demokrasi gibi, açıktır.
Niyeti bozuk bir muhatap isterse, hele Türkiye için, ebediyete
kadar eksik, gedik bulabilir. Uygulama ise tüm diğer adaylarda
yapıldığı gibi müzakere/hazırlık süreci içinde gerçekleşir. Komisyon'un
gerekçe arayışlarının temel nedeni müzakere sürecini mümkün mertebe
ileriye atmaktı. Nitekim bu tavır 9 Ekim'de yayımlanan İlerleme
Raporu'nda dolaylı olarak resmîlik kazandı. Komisyon Türkiye ile
müzakerelerin başlamasını tavsiye etmedi. Üstelik Ekim ve Kasım
aylarında özellikle sivil toplumun olağanüstü çabalarıyla Avrupa'nın
gündemine oturan Türkiye'nin üyelik sürecinin bulduğu her müspet
yankıya, Komisyon'un Genişleme Genel Müdürlüğü sorumlularınca
AB kamuoyları ve parlamentolarına yönelik üstü kapalı ama sonuçta
hep müzakerelerin açılmaması temasını işleyen beyanatlarla karşılık
verildi. Özellikle Verheugen bir misyoner ruhuyla müzakere kararına
karşı gazete gazete, parlamento parlamento dolaştı.

Devamı

|
Dr.
Cengiz Aktar
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi,
AB Genişleme Süreci Uzmanı
|

Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|