



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

| AB
Editörü'nden |
Güncelleme:
09. 09. 2002 |
Avrupa Birliği kitapları

Türkiye'nin
bugünkü Avrupa Birliği ile ilk teması 31 Temmuz 1959'da, zamanın
Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) yapılan başvuruyla gerçekleşiyor.
II. Dünya Savaşı'nın sonundan itibaren kurulan ve bütünleşmeyi
hedefleyen Avrupa kurumlarıyla Türkiye'nin ilişkisi daha da eski
ve 1949'a, kurucularından olduğu Strazburg'daki Avrupa Konseyi'ne
dayanıyor. Ancak, Türkiye'nin Avrupa ilişkisinin belirleyici bir
özelliği var: Avrupa ilişkisi Osmanlı dönemindeki ilk batılılaşma
girişimlerinden beri, yani 200 yıldır tamamen devletin tasarrufunda.
Bahse konu olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dış ilişkisi,
toplumu birebir kucaklayan bir süreç değil.

Zira
Osmanlı ve onun mirasçısı Cumhuriyet Türkiye'sinde "Avrupa", devletin
bekası amacına yönelik bir araç anlamında. Batılılaşma aidiyet
zemininde serpilen bir süreç olamamış ve her daim devletin tasarrufu
olarak kalmış. Devlet, "Avrupaileşmek" dendiğinde kendini ayakta
tutmak için gerekenden fazlasını gerçekleştirmemiş ve dinamiği
satha yaymaktan her zaman geri durmuş. Bu işlevsellik karar vericileri
Avrupa'nın temelindeki "dayanışmacı birey"in devlete olan önceliğini
anlamaktan alıkoymuş. Avrupa projesinin devletsel değil, toplumsal
bir proje olduğunu görmelerini engellemiş. Bu yüzdendir ki, Türkiye
tam 43 yıldır üye olacağı günü, takvimsel bir otomatizm gereği
beklemekte.

Bu
temel zaafa ilaveten, Avrupa'nın savaş öncesinde, savaş esnasında
ve savaş sonrasında geçirdiği muazzam boyutlardaki düşünsel, siyasi,
ekonomik, toplumsal, kültürel bunalımlar, katharsis ve değişim
evreleri burada yaşanmadı. Bu yüzden içinde bulunduğumuz genişleme
sürecinin belirleyici verilerini kavramakta zorlanıyoruz: Yalta'da
ikiye bölünmüş olan Avrupa'nın tekrardan birleşmesi, kıtanın batısının
doğusuna karşı kazandığı ideolojik zaferin perçinlenmesi, bu sayede
kıtanın en nihayet tam bir barış, istikrar ve güvenliğe doğru
ilerlemesi ve bu yürüyüşün maddi ve manevi temelleri olan Kopenhag
Kriterleri'nin vazgeçilmezliği. Bütün bu nedenlerden Türkiye uygulamada
olduğu gibi düşüncede de Avrupa evriminin dışında kalmış bir coğrafya.
1950'den bu yana, ekonomik entegrasyon sayesinde kalıcı bir barışı
tesis etmiş bulunan; yukarıya doğru federalleşmeyi gerçekleştiren,
aynı zamanda aşağıya doğru yerelleşmeyi hazırlayan dinamik yapılar
sayesinde gelişen, bütünleşen ve güçlenen bir Avrupa buralara
epeyi uzak.

Genelde Avrupa ile ilgili ve özellikle de Avrupa Birliği'ne yönelik
bilimsel ve siyasi içerikli düşünce üretimini bu temel olgular
çerçevesinde ele almak gerekiyor. Örneğin ülkemizde Monnet, Schuman,
Spaak, Spinelli gibi Avrupa'yı kavramsallaştıran şahsiyetlerin
eserlerini çevirmeye kimse yeltenmemiş. Avrupa kavramlarının ne
olduğu konusunda seyrek bilgiler mevcut. Ulus devlet sonrasını
sorgulayan İ. Canbolat ve S. İlkin- İ. Tekeli ikilisinin çalışmaları
bu çerçevede önemli. Adında "AB-Türkiye"olan diğer çalışmalarda
Avrupa sürecinin Türkiye'nin gerçekleriyle karşılaştırması yetersiz.
Ulus devletlerin egemenlik alanlarının devri ve paylaşımı, federalist
siyasi yapılar konularına duyulan ilgi yetersiz. Genellikle oralardaki
işleyişin buralardaki adetlere uyumunun olanaksız olduğunu tekrar
eden, birbirinin benzeri ve yanlış verilerle dolu hırçın polemikler
söz konusu (M.Aydoğan, S. İlhan, E.Manisalı, S.Somuncuoğlu vs..).
Avrupa evriminin 1950'den bu yana ortaya çıkardığı yeni ulusüstü
ve ulusaltı yapılardan; bu yapıların toplumların siyasi, iktisadi
ve toplumsal ilişkilerini nasıl değişime uğrattığından; bu yeni
ilişkilerin biçimlendirdiği toplumsal aktörler ve onların taleplerinden;
Avrupa toplumlarının, farklılıkları gözeten ve sosyal güvenliği
temel alan politikalar sayesinde küreselleşmeye diğer coğrafyalara
oranla neden daha etkin bir şekilde karşı koyabildiklerinden habersiz
bir şekilde "Emeğin Avrupası", "Sermayenin Avrupası" gibi soyut,
düz ve eskimiş şablonlarla geleceği enternasyonal sosyalist dayanışmada
arayan çalışmalar (S. Özbudun) da bu kategoride ele alınmalı.
Ancak, sorun göründüğünden daha derin: Avrupa dışilişki ise biz
ne diye oralara öykünelim ki? Endonezya'ya veya Güney Afrika ne
ifade ediyorsa Avrupa da o kadar anlam yüklü. Sorunsal, Avrupa'da
olup bitenin ne dereceye kadar bizim de ortak kültürümüz olduğu.
Bu soruya cevap arandığında Avrupa dinamiğinin bu toplumun da
hakkı olduğu ortaya çıkarsa belki o zaman Avrupa sürecini uygulamada
ve düşüncede gerçekten sahiplenme olanağına kavuşacak ve her anlamda
Avrupa ile bütünleşebileceğiz.

Avrupa
Birliği odaklı çalışmaların diğer bir zaafı, Avrupa'nın, 1950'den
bu yana ağırlıklı olarak ekonomik entegrasyon yoluyla bütünleşmesi,
ekonomik boyutun çalışmalara ve yaklaşımlara olan aşırı etkisinde
ve bunun sonuçlarında ortaya çıkıyor. Avrupa, herkesin alıp sattığı
sası bir ekonomik ilişki olarak algılandıkça ne Kopenhag Siyasi
Kriteri'ni, ne işin özü olan siyasi bütünleşmeyi, ne de bütünleşmenin
vecibe ve evrelerini özümsemek mümkün.

Rana
Birden'in katkısıyla hazırladığımız bu seçkilerde açıkçası teknik
öğeyi öne çıkartmayı yeğledik. Avrupa, eğer işler çıkmaza girmezse,
çok hızlı bir şekilde ülkenin başat dinamiği haline gelebilir.
Toplum ve birey hayatının neredeyse tüm veçheleriyle ilgili olan
Avrupa Müktesebatı (acquis communautaire), tüm üyelere malolmuş
olan bu mevzuat ile uyum çalışmaları sadece kamuoyunu değil hepimizi
ilgilendiriyor. Son kullanıcılar olan bizlerin hayatımızı şekillendirecek
olan bu modern, denenmiş ve etkin yaşam kurallarını bilmemiz önemli.
Bu nedenle AB konusunda çalışan kamu ve özel kurum ve kuruluşların
özellikle Türkiye'nin adaylığının tescil edildiği Helsinki Zirvesi
sonrasında ürettikleri yararlı teknik çalışmaları sıraladık. Aynı
şekilde Avrupa mevzuatı, hukuku ve genişleme sürecini konu alan
yeni ve yararlı kitaplardan bir seçki hazırladık. Bu konularda
1999 öncesinde yapılmış çalışma elbette mevcut ancak Avrupa mevzuatı,
Avrupa projesinin kendisiyle eşzamanlı olarak evriliyor. Dolayısıyla
sürekli değişiyor ve yenileniyor. Dün yazılan bugün atıl olabiliyor.
Üçüncü seçki son yıllarda AB konusunda kaleme alınmış genel ve
siyasi tahlillerden derlendi. Avrupa ilişkileri kronolojisini
(M.A. Birand, T. Çerçi), Avrupa'nın bütünleşmesi ve ülkemizin
konumunu ele alan çalışmalar (B. Dedeoğlu, E. Coşkun, R. Karluk,
F. Şen, M. Uğur) ve iki farklı Avrupa okuması (A. Bulaç, Y. Tezel)
bu seçkide yer alıyorlar.

1-
AB mevzuatında çalışma yapan kurum ve kuruluşlar yayınları- Seçki
AB KOMİSYONU
Komisyonun Türkiye Temsilciliği'nin, toplumu bilgilendirmeyi amaçlayan
kitapçıkları, AB terminolojisine açıklık getiriyor, yürürlükte
olan AB programları, Antlaşmalar ve gelecekte izlenecek politikalar
hakkında bilgi içeriyor. Temsilcilik, aday Türkiye'nin ve tüm
adayların ilerlemelerini izlemeye alan değerli belgeler niteliği
taşıyan yıllık raporları da dilimizde yayımlıyor.

·
Akdeniz'de Barış, Refah ve İstikrara Yatırım: Avrupa-Akdeniz Ortaklığı;
1999; 28 s.
· AB ve Çevre; 1999; 40 s.
· AB'ye Katılım Yolunda 12 Aday Ülkeye Yönelik Avrupa Komisyonu
Tarafından Hazırlanan 1998-99 Yılı İlerleme Raporları - Türkiye
1998-99 Yılı İlerleme Raporu; Avrupa Komisyonu; 1999; 85 s.
· AB Adalet ve İçişleri Politikası - Özgürlük, Güvenlik ve Adalet
Alanı; 2000; 16 s.
· AB Kurumları-Avrupa Bütünleşmesinin Anahtarı; 2000;20 s.
· AB-Türkiye Gümrük Birliği-Refah İçin Birlikte Çalışma; 2000;
16 s. · AB Rekabet Politikası; 2001; 12 s.
· AB Tarım Politikası - Avrupada Yenilenme, Türkiye'ye Etkisi;
2001;20 s.
· AB'de İstihdam ve Sosyal Politika - Refah Ve Sosyal Adaleti
Geliştirme; 2001; 24 s.
· AB Bölgesel Politikası; 2001; 12 s.
· Avrupa Ekonomik ve Parasal Birliği ve Euro; 2001; 12 s.
· Türkiye İçin Katılım Ortaklığı 2000 ve Türkiye'nin Katılım Yönünde
İlerlemesi Üzerine 2000 Düzenli Raporu; 2001.

RESMİ
ve ÖZERK KURUMLAR
Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Bağlı Kuruluşlar Türkiye-AB ilişkilerinin
ağırlıklı olarak ekonomik yönüne ilişkin yayınlar hazırlayan Dış
Ticaret Müsteşarlığı, dış ticaret alanında faaliyette bulunan
kamu ve özel sektörü bilgilendirmeyi amaçlamıyor.


Diğer
yazılar için tıklayın
|
|

AVRUPA
YOLUNDA AB
EDİTÖRÜ'NDEN


AB'NİN
FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|