Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Güncelleme: 01.09.2000
AB adaylığında dokuzuncu ay: Durum Tespiti (Devam)

Kamuca yapılan çalışma ve hazırlıklar ise şu şekilde gelişti: Önce 10 Aralık 1999'a dek AB ilişkisinden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik'e -ki, kabine içinde konuya hakim ve inanmış nadir bakanlardan biri idi- Helsinki sonrası işten el çektirildi. Devlet Planlama Teşkilatı'ndaki (DPT) 7 yıllık birikim bir kenara bırakıldı ve kurum devre dışı tutularak sorumluluğun Dışişleri bünyesinde örgütlenecek bir Sekreterliğe verilmesi öngörüldü. AB ile entegrasyon dış politika değil milli politika meselesi olması gerektiğinden yanlış hesap Bağdat'tan döndü ve İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi, Yürütme Sekreterliği ve yan kurullarını Dışişleri bünyesinde kuracak taslak haliyle destek görmedi. Bu süre zarfında konuyla ilgili bütün dış temaslar eskiden olduğu gibi Dışişlerince yürütülmeye devam etti ve öyle ki, adıgeçen mekanizmalar kurulamadığından her işi Dışişleri yapar hale geldi. Bugün hâlâ Türkiye tarafında Brüksel'deki Daîmî Temsilciliğimiz de dahil olmak üzere AB işlerini bütün bakanlıklar dahil yaklaşık 50 kişi yürütüyor ve AB, bunlardan yalnızca 15 bürokratın günlük işi konumunda.

Bu sırada DPT boş durmadı ve AB müktesebatının yani AB ülkelerinde geçerli kanun, mevzuat ve kararnameler bütününün ne derece Türk mevzuatına uyumlu olduğunu araştıran bir ön tespit ile Şubat sonunda Kopenhag Siyasi Kriterine uyum için gerekli kanuni değişiklik ve düzenlemelerle ilgili bir ön çalışma yaptı. Yaz başında MGK'nın "şurası olur burası olmaz" diye üzerine yorum yaptığı rapor işte bu ön çalışmadır. AB'ye hazırlık için gereken altyapının daha önce değişik fırsatlarla hep belirttiğimiz gibi Başbakanlık içerisinde icracı Bakanlıklar arası koordinasyonu esnek ama etkin bir biçimde sağlayacak bir yapı olması gerçeği en nihayet hayata geçirildi. İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi, Yürütme Sekreterliği ve yan kurullarının AB işlerinden sorumlu Başbakan Yardımcılığı bünyesinde kurulması ile ilgili kanun Ağustos sonunda Resmi Gazete'de yayımlandı.

AB tarafında ise durum başlarda daha parlak değildi. Bürokrasi ya da "örokrasi" 10 Aralık sonrası hummalı bir çalışma ortamına giremedi. Türkiye masasının başka yere tayin olan müdürünün halefi Haziran'da işe başladı, ekip ise tecrübesiz. Ankara'daki Avrupa Komisyonu Temsilciliği'ne gelince, 10 Aralık öncesi aynı sayıda personelle çalışmaya devam ediyor. Bu ön yapılanmalar tabiatıyle epeyi yetersiz kaldı. Çünkü Türkiye-AB ilişkileri 10 Aralık sonrası, 1963'den bu yana süren AB-Türkiye ilişkileri zemininden çok farklı bir zemin üzerine oturtulmuştur. Bundan böyle karşılıklı bir değişim niyetinin altına imza atılmıştır. Ve bunun izlenmesi, hayata geçirilmesinde karşılıklı özveri, mali ve teknik destek gerekmektedir. Bunun için Türkiye'nin olduğu kadar AB'nin de kadrolara ihtiyacı vardır. Ayrıca Türkiye diğer adaylardan oldukça farklı bir ülke olduğundan kadroların bu farklılığa daha uygun, duyarlı ve yaratıcı olmaları gerekmektedir. Üstelik Türkiye diğer adayların yıllardır yararlandığı PHARE programı kapsamına şimdilik alınmadığından oradaki engin tecrübeden mahrum kalınacaktır.

AB ülkeleri 10 Aralık sonrası nabız yoklamak amacıyla Türkiye'ye sayısız üst düzey yetkili yolladı. Bu ziyaretler yol yordamdan yoksun siyasilerce yapıldığından tepki çekti ve amacına ulaşamadı. Karma Parlamento Komisyonu (KPK) ki, Ortaklık Konseyi'nden (OK) sonra gelen en önemli ikili mekanizmadır, ancak bir kez toplanabildi.

Ortaklık Konseyi toplantısı ise 11 Nisan'da Lüksemburg'da yapılmış ve bugüne kadar tek somut gelişme bu toplantıda çıkmıştır: 8 alt komite (Tarım-Balıkçılık / İç Pazar-Rekabet / Ticaret-Sanayi / Ekonomik-Parasal Konular-Sermaye hareketleri- İstatistikler / Yeni Ekonomi / Ulaşım-Çevre-Enerji / Bölgesel Politika-İstihdam-Sosyal Politikalar / Gümrükler-Vergilendirme-Uyuşturucu Kaçakçılığı-Para Aklama) Müktesebatın uyarlanması için gereken ön tespit çalışmalarıyla işe başlayacaktır. Temmuz'dan itibaren kurulmaya başlanan komiteler karma bir yapıda olacaklardır. Ayrıca Gümrük Birliği çerçevesinde müzakere edilmemiş Serbest Hizmet Arzı konusunda müzakere -bu ön tespit değil- Haziran ayında başlamıştır. Türkiye, Gümrük Birliği'den bu yana, 31 anabaşlıktan 27'sine tekabül eden ve 8 alt komitede ele alınacak Müktesebatın, "Gümrükler", "Rekabet Politikası" ve "Malların Serbest Dolaşımı" anabaşlıklarının %70'ini mevzuatına uyumlandırmıştır. Bu çalışmalara paralel olarak her aday ülkeyle imzalanan ve en önemli belge olan Katılım Ortaklığı belgesinde ise epeyi geç kalınmıştır. Aralık 1997 Lüksemburg Zirvesi kararları sonrası diğer aday ülkeler için Mart 1998'de hazır olan Katılım Ortaklıkları Haziran 1998'de uygulamaya konulmuştu. Türkiye'nin Katılım Ortaklığı, bugünün verileri ışığında Kasım 2000'de hazır olacaktır. Katılım Ortaklığı, uyum için şart olan kısa ve orta vadeli öncelikleri, Kopenhag Kriterleri ve ülkenin eksiklikleri ışığında belirleyecek olan yol haritasıdır. Belge tamamen Komisyonun tasarrufundadır. Etrafta söylenenin aksine belgenin hazırlık safhasında Türkiye'ye danışılacak ama pazarlık yapılmayacaktır. Nitekim Genişlemeden sorumlu Komiser Günther Verheugen'in 13 Temmuz'da Ankara'ya yaptığı resmi ziyaretin amacı buydu. Türkiye ise, Katılım Ortaklığı ışığında, Müktesebatın Kabulü için Ulusal Programı (MKUP) hazırlayacak ve bu iki belgenin sonucu Mali Protokol belirlenecektir. Mali Protokol, Türkiye'nin -eğer alınabilirse- eskiden kalan yaklaşık 1.4 milyar euroluk alacağı da dahil olmak üzere adaylık ve uyuma hizmet veren bir yapıda olacaktır. Bu takvim koşullarında somut çalışma ortamına yani Müktesebatın çevirisi, uyarlanması, kurumlandırılması ve hayata geçirilmesine yönelik çalışma ortamına, Haziran-2000'den önce girilmesi mümkün görünmemektedir. Kopenhag kriterlerinin ilki ve Türkiye'nin Lüksemburg'da aday, Helsinki'de de tam üyelik müzakerelerine başlamasına engel olan siyasi kriterdeki malum sorunlar ise bugün için tam bir muammadır. Kimin, ne zaman ve nasıl altından kalkacağı meçhul bir muamma.

Önceki Bölüm


Diğer yazılar için tıklayın


AVRUPA YOLUNDA
AB EDİTÖRÜ'NDEN




AB'NİN FAALİYETLERİ

AB YOLUNDA
KÜÇÜK BİR ARŞİV


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla